kendin yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendin yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2010 Perşembe

Mimimimimmmimimimimm

Merhaba millet!!!

Bir kaç gündür yoktumm. Bilmem yokluğumu fark ettiniz ve beni özlediniz mi!? O_o ama ben sizleri özledim ve yine aranıza bomba gibi döndüm. Neden mi yoktum? Çünkü İstanbul'dan pek çok en sevgili arkadaşım gelmişti de ondan. Onunla hasret giderdik ve gezdik, tozduk, eğlendik =) Bu arada tabiki blogumu da unutmadım ve onun için de harika çalışmalar yaptım. Sanırım arkadaşım uğurlu geldi ve onunla birlikteyken blog adına bir ilki daha yaşadım ;P Bir bloggerla tanıştımm ve çok da mutlu oldum. Onunla ilgili de süper bir postum var: "Beni bekleyin anacım" diyorum vee hemen esas konuma geçiyorum.

Aaa! Bu arada şimdi farkettim, bir ilki daha yaşamışımki ama ben: Mystery dışında birisi beni mimlemişşş ^_^ hehe. Yaşasın Mystery bu sefer ilk ben seni mimleyebileceğim :))
Daha yeni blogunu keşfettiğim ve tanıştığım blogger arkadaşım Ayşhenur beni mimlemiş sağolsun. Çok teşekkür ederim Ayshenur'cuğum. Senin de benim için bir ilk olduğunu bilmeni isterim. Heheheh
Bakalım Ayshenur benim hakkımda neler merak etmiş ;)

ENÇOK NERELERDEN ALIŞVERİŞ YAPARSIN?


İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde olmadığımdan dolayı her mağazaya ulaşma imkanım olmuyor ancak kendi memleketimde en çok alışveriş yaptığım yerler Koton, diğer bazı yerel mağazalar ve tabiki PAZAAARR :)) Çok seviyorum giysi pazarlarını :)

DOLABINDAKİ EN İT PARÇA HANGİSİ?


Yani herhalde harem pantolonum, İstanbul'dan aldığım vintage görünümlü çantam ve çiçekli üstlerimdir.



KAÇ ÇİFT AYAKKABIN VAR?

Şu an giydiğim iki babetim, iki topuklu ayakkabım, bir dolgu topuklu ayakkabım, bir sandaletim, iki converse'im var. Kısmetse bir tane daha sandalet eklenecek yakında aralarına :))



DOĞALLIK MI YOKSA KOKOŞLUK MU?

Kokoşluk tabi kii :P



EN ÇOK SEVDİĞİN VE BEGENDİĞİN TASARIMCI?

Alexander McQueen



EN ÇOK KULLANDIĞIN AKSESUAR?

Küpesiz dolaştığımda kendimi boşlukta hissediyorum. Valla artık alışkanlık da değil bağımlılık oldu :) Şu sıralar yüzüksüz de çıkmıyorum. Tabi çantasız bir kadın susamsız bir simit gibidir felsefesine inananlardanım :) Bu felsefeyi şu an uydurdum ve pek tabi ki yazın vazgeçilmezi gözlük :)



ÇANTANDA BULUNMASI GEREKEN 5 ŞEY?

Önem sırasına göre; cüzdanım, mp3üm, cep telefonum, gözlüğüm, rujum.



EN ÖNEMLİ GÜZELLİK ÖNERİN?

Uyku,uyku ve uyku...


MİMLEDİKLERİM,
mystery ( eğer istersen tabi tatlım)
Zuzu
Cemre
Lydia
Ömür
Eğer isterseniz tabii kızlar. Şimdiden kolay gelsin.

Dip Not: Aslında uzun uzadıya bir post hazırlamadan bunun haberini vermeyecektim ama Styleboom'un 5 kişiye Koton'dan hediye çeki çekilişini ben kazandımm veee dün elime ulaştı. :)) Pek bir sevinidirik olduğum için bunun haberini de sizlerle paylaşmadan edemedim şimdi :P Güle güle harcayayım değil mi ^_^. Teşekkürler Styleboom.




27 Haziran 2010 Pazar

DEKORASYON İÇİN HARİKA FİKİRLER

Eminim hepinizin evinde çok eskidiği için kullanılamaz hale gelmiş, demode ve çirkin görünen eşyalar vardır. Bu bazen bir dolap olur bazen sandalye bazen bir sandık ya da bir masa... hatta bazen koskocaman bir oda bile olabilir. Ve artık o eskiyen "şey" her ne ise öyle çok gözünüze batar ki ya tamamen kurtulmak istersiniz ya da o "şey"e sihirli birşeyler olmasını :)) ama bildiğiniz gibi hiçbir sihir kendi kendine gerçekleşmez. İşte bazı insanlar bunun öyle iyi farkındadır ki artık o eskiyen, kullanılmaz hale gelen eşyaya da kıyamadıklarından olacak, kendi sihirlerini kendileri yaratmaya karar verirler vee biraz da yetenekleri varsa voila !!! Gözlerinize inanmayacağınız yenilikte ve güzellikte şeylerle karşılaşmaya hazır olun :) Hepinizin etrafında böyle insanlar vardır biliyorum.
Ben de şimdi sizleri böyle sihirli işlerle uğraşan ve yine böyle insanların yaptıklarını bizlerle paylaşan bir siteyle tanıştırmak istiyorum. Daha doğrusu arada bir ondan gördüklerimi de burada paylaşmayı düşünüyorum :)) http://www.designspongeonline.com/

Ben bu yapılanı görünce hayran kaldım. Bakalım siz de beğenecek misiniz ?

Gördüğünüz gibi çok da kullanılmayan ve görüntü kirliliğine sebep olan küçücük bir balkonu nasıl da güzelleştirmişler ve kullanılır hale getirmişler. Azıcık boya ve tahtalarla harikalar yaratmışlar :) Muhtemelen şu masa olarak da kullanılabilen duvara montelenmiş tahtalar hazırdır diye düşünüyorum ama yani rahatlıkla 3 kişinin beraber kahvaltı yapabileceği ya da birşeyler içebileceği bir alan yaratmışlar. Bence muhteşem olmuş. Böyle restorasyon olaylarını ben çok seviyorum, peki ya siz ?

23 Haziran 2010 Çarşamba

Mimimimimmmimimimimmi

Pek, çok, en sevgili Mystery beni mimlemiş. Canım benim sağ olsun, bir kısmınız bilmez, bundan önceki blogda da beni ondan başka mimleyen yok idi :)) Bu seferki mim ritüelimiz de değişmedi anlayacağınız :D Ama durun hele birdahakine İnşşşallah ben onu mimleyiveeecemm kısmetse :P
diyor ve cevaplarıma geçiyorum.

FELSEFEM:
Merak et, sorgula, şüphe et, düşün, düşün ve düşün.Bir yalanın içinde uykuda olmaktansa gerçeğ(im)in peşinde hep uyanık kalmayı yeğlerim ve kaçınılmaz olan (benim) kaderim ne ise onu yaşarım.
HAYAT: 6 köşeli parıl parıl bir yıldız. Neresinden bakarsan bak hissedilecek, düşündürtecek ve öğrenilecek "şey"lerle dolu.
ÇOCUKLUK: Hayatımın en komplekssiz, en dobra ve en sorunsuz yılları ama en eğlencelisi değil. En eğlencelisi yine de ergenliğimdi :)
GÜNEŞ: ısı ve ışık kaynağı :)
GÖZLER: İddia ediyorum bir insanın ne düşündüğünü gözlerinden çok rahat anlarım.
YILDIZLAR: Evrenin en iyi müneccimleri :))
GÜZELLİK: İnsanların ruhunu okşayan "herşeyin" bütününü karşılayan kavram.
SEVGİ: Bu gün hala dünya üzerinde var olabiliyorsak onun sayesinde
AŞK: B-S B-S B-S B S B S B S BS BS BS BSBSBSBS bsbsbsbsbsbsbsbs bbbbbbbbb......... Birinin varlığında yok olmak...
MÜZİK: bir türlü tam anlamıyla hissedemediğim ve anlayamadığım sanat türü :(
DOST: seni sen olarak kabullenebilen ve her daim yanında olabilecek olan insan.
PARA: Severim parayı. Çok olursa hayır demem.
ZAMAN: Korkuyorum ben zamandan. Zalim mi yoksa bilge mi bilmiyorum ama korkuyorum.
ERKEKLER: Yapbozun diğer parçası :P
SAVAŞ: "Savaşı çıkaranlar, kırmızı derililerden çaldıkları toprakları savunmak için kara derilileri , sarı derililerin üstüne salan beyaz derililerdir." Her zaman böyleydi, her zaman da böyle kalacak.
AĞLAMAK: Dünyanın en güzel şeylerinden biri bence. onca sıkıntılara nasıl katlanırdık yoksa :S
DENİZ: off çok isterdim şimdi içinde yüzmeyi.
AYNA: Çok sevdiğim bir nesnedir kendisi. Hele eskiden nasıl severdim :p Süslü şirin gibiydim ben. Azıcık narsisttim de (0)_(0)
HAYAL: Kendi yaşantımın katalizörü :))

İşte böyle sevgili okuyucum. Mstreyciğiim teşekkür kuzum. Benim kimleri mimlediğime gelince;

Mystery
Absolut
Stil Direktörü
Leah
Cemre
Lydia
Zuzu

Tabii paşa gönlünüz isterse hanımlar... Belki istiyorsunuzdur diye ben öyle şeyettiriverdim :)
Yapıcaklara şimdiden kolay gelsin.


17 Haziran 2010 Perşembe

ÇEYİZ ŞOV =)

Bilmiyorum aranızda TRT'deki Çeyiz Şov programını izleyeniniz var mı ama annem kahvaltıyı hazırlarken bazen Müge Anlı ile bu program arasında gidip geliyor ve ben de kendimi ya ülkemdeki kanlı kanlı üçüncü sayfa haberlerinin arasında buluyorum ya da haldır haldır yemek yapan Nazım Usta ile Türki devletlerden gelen çekik gözlü gelinlik kızların ortasında =) Tabi gözüm de kaymıyor değil çeyizlerine. Antika değerinde işlenmiş örtüler getirenleri de oluyor, son moda tekniklerle süslenmiş örtüler, yazmalar getirenleri de... Düşünüyorum da evet çoğu kız şimdi çeyiz falan istemiyor; "ben bunu nereye sereceğim, ne gerek var böyle şeylerle uğraşılmasına!?" deyip burun kıvırıyor ama ben bunların illa da kullanılması gerektiğine inanmıyorum. Bazı memleketlerde çeyiz olayını kız anaları- kaynanalar çok abartıyorlar, öyle olmaya da gerek yok ama ben her kızın çeyizinde geleneksel dokularla işlenmiş; bu toprakların, bu milletin dahası hangi yöredense o yörenin kimliğini yansıtan işlerin olması gerektiğini düşünüyorum. Asırlardır annelerden kızlarına ve gelinlerine aktarılan bu zenginliğin kaybolmaması için bu gerekli. Çünkü bunlar bizim memleketimize ait güzellikler ve öyle işler var ki bakmaya doyulmuyor. Hem el emeği göz nuru. Hangi fabrikasyon ürün bunlardan daha kıymetli olabilir ki. Bilmiyorum beni belki de gerikafalılıkla suçlayabilirsiniz ama ben Canan Eğilmez'in izinden gitmeye karar verdim bile =) ( Canan Eğilmez'in kim olduğunu öğrenmek isteyenler: Bir kere Çeyiz Şov'u izlemeniz yeterli =)
Şimdi gelelim sevgili anacığım ve iş arkadaşlarının Belediyenin açtığı Halk Eğitim Merkezi'nde döktürdüklerine...=) vee işte karşınızda bizim çeyiz şovumuz...




Tabii önceliği anneme tanıyorum ve ilk olarak onun işini göstermek istiyorum, tabii kendisi otomatik olarak benim de çeyizim oluyor =) bu yatak örtüsü takımını annem işledi. El nakışı- boncuk işi diyorlar buna. Kendi çeyizinde bir kumaşı baz alarak bu renklerde çalıştı.
Bu da annemin ikinci yaptığı iş =) -kendimce önem sırasına göre gidiyorum =)- Bunu bana vermesini çok istiyorum ama sanırım kendi salonuna sermeyi düşünüyor :S bu da pul- boncuk işi. Yine evdeki bir kumaşı değerlendirerek çalıştı.
Ve bu da annemin bu sergide yaptığı üçüncü iş oluyor :=) Nişan bohçaıs deniyormuş buna. Ben de daha geçen sene öğrendim. Bunu da kendime istiyorum ama galiba teyze oğluma hediye edilecek =)
Bu da apartmandan komşumuz A. ablamızın yaptığı iş. Keçe ile yapılmış Mevlana Tablosu.
Bu da sergideki en beğendim mutfak takımı. Makine nakışına giden hatunlar yapabiliyormuş bunu böyle =)
Makine nakışı örnekleri...
Kursa her giden bir nişan bohçası yapıyor, sizin de gördüğünüz gibi =)
Bu da çok çok beğendiğim bir bebek yatak örtüsü. Çok sevimli değil mi? Kenarları iğne oyası. İğne oyasına giden bir teyze yapmış, torununa ^_^
İğne oyası örnekleri...
Evladiyelik Türk işleri... Seneye annemin de bunlardan yapmasını istiyorum işte. Sırf kendi çocuklarıma anneanneniz yapmıştı diyebilmek için :P Şaka değil aslında gerekten istiyorum.

Keçeden yapılmış bir yatak örtüsü. Gördüğünüz çiçek motifleri keçeden işlenmiş yani.
Bunların ismi de sim sarma mıydı, tel sarma mıydı. Öyle bir şey =)
Vee noktayı klozet takımı ile koyuyorum :P Kenarda gördüğnüz taşlar ten çorabından yapılmış :D Bu tekniğin ismi de punch hanımlar. Üç boyutlu bir dünyaya dalmış gibi hissedeceksiniz banyoda çişinizi yaparken garii =) Bu teknikle yapılmış bir klozet takımını anacığıma sipariş ettim bile. Ellerinden öpecek yani.

Bir Çeyiz Şov'da daha görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın. Öpüldünüz.

14 Haziran 2010 Pazartesi

Tüllü tüllü, çiçekli böceklii, çeşit çeşit taçlarr.. BUYRUNN buradann :))

Bundan yaklaşık iki hafta kadar önce diyeyim, tam tarih vermem gerekirse 4 haziran cuma günü ben İstanbul yolcusuydum.
Çok sevgili dostuma yaptığım ziyaretin ve ıslak ıslak bir buluşmanın başlangıç tarihi bu. Neden mi ıslak ıslak çünkü çok iyi hatırlarsınız ki ,özellikle de siz İstanbullu olanlar, o günden itibaren bir hafta süre ile bir yağmur, sel, fırtına havası memleketimizin bu nadide şehrini, pek sevgili Âsitâne'nizi felç etti :( Tabii benim bünyemi de. Güneşli mi güneşli bir İstanbul havasında şıngır mıngır gezeceği için çok mutlu olan bu blog sahibesi , Taksim'de dolaşırken bir ara üzerine damlayan şıp şıp yağmur yüzünden ağlayacak pozisyonlara bile geldi. Öfkelendi, havalara bakıp kudur kudur kudurdu ama sonraaaa.... kesti sesini, dışardaki fırtınaya inat yine de kendini eğlendirecek bir şeyler bulabildi =) Nasıl mı tabiki de en sevgili dostu ile birlikte Eminönü'nü talan ederek =) Şimmdiiii esas meseleye gelirsek; aldık, didindik, uğraştık, tasarladık ve işte bu cicileri bizz ortaya çıkardııkkk =)




Pek sevgili dostumm ve benn =) Bunlar bizim eserimiz vee şimdi bir araya gelip daha fazlasını da yapabilmek için caaannn atıyoruuzz =) Ama bizim bunlardan daha fazla yapmamız bir şarta bağlııı sizinnn bunlarıı satın almanıza. yanlışş duymadınız, bunlarıı satıyoruz :)) Bunlar bizim ilk emeğimiz , göz nurumuz. Henüz bir takım kusurları var. Belki sizin hani farketmeyeceğiniz ama bizim şu da olsa daha iyi olurdu dediğimiz bir takım eksiklikler. bu sebeple fiyatları çok çok uygun tutmaya karar verdikk. ŞİMDİLİK!!! Çünkü zaman içinde bu problemlerin hepsini gidereceğiz. =) O yüzden bu uygun fiyattan olanlarıı ben kaçırmayın derimm. Ne kadar mı fiyatıı? Sadece ve sadece 15 lira. O da gittigidiyor'dan satışa koyacağım için ve PTT kargo ile yollayacağımdan dolayı. Anlayacağınız birazcık benden birazcık sizden şimdilik. ;)

Beğendikleriniz için yorumlarınızı bekliyorumm ya da tropikkruyaa@hotmail.com'a mail atmanız yeterlii. unutmayınn iki -k ve iki -a ile :)))) Beğendiğinizi hemen gittigidiyordan satışa koyacağım ve hemen yollayacağım :)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

EMEL SAYIN TIRNAK PROJESİ - 2

Bu kız da yapcak bir şey bulamıyor, ısıtıp ısıtıp önümüze tırnak postu koyuyor diyeceksiniz ama inanın ki öyle değil, sevgili okuyucum =) Aslında size göstermek istediğim bir kaç "kendin yap" nam-ı diğer DIY projem hazır da beklemekte. Kezâ "kombin" köşesine de ağırlık vermek istiyorum ama yeni bir fotoğraf makinesi almayınca o konuda elim kolum bağlı şu anda. :D Neyseki kandırdım babamı. Az kaldı istediğim fotoğraf makinesini aldırtmamama, ondan sonra bol bol benim çektiğim fotoları da bol bol beni de göreceksiniz bu blogda =) Şimdilik flu flu çıkmış tırnak fotolarıyla idare etmek zorundayız anlayacağınız :S Gelelim kıytırık fotolarımıza ;

Şimdi ben telden çktiğim için bu fotoğraflarda rengin güzelliği pek belli olmuyor maalesef ama siz yine de bir deneyin derim ben. Fotoya aldanmayın yani. Çok güzel bir mavi elde edeceksiniz çünkü sonunda. Evet, bu rengide iki rengi karıştırarak elde ettim. flormar 313 ile Gabrini- elegant 30 numarayı karıştırarak. Ve bunun sürülüşü de kalıcılığı da bir önceki yaptığım şu tupe renk dedikleri griden çok daha iyi :=)


Bu fotodaki renge daha yakın.
Bu da öyle can sıkıntısından diğer elime sürdüğüm =) Golden rose'un şeker pembesi ojesi ile ki galiba numarası 11, geçen sefer oluşturduğum gri. Onun da yapılışını şurada göstermiştim. Ehh, denemek isteyene şimdiden kolay gelsin diyorum =)

4 Mayıs 2010 Salı

EMEL SAYIN'IN ELLERİ HALT ETMİŞ AYOL =)

Eller...Eller bazen bir şarkı gibidir, bazen bir şiir gibi.

Ne olursa olsun sadece size sizi sezdirir.


Bazen kalbinizin kuğu misali süzülüşünü görürsünüz onlarda,



Bazen de bulduğunuz şey ruhunuzun kanat çırpışlarıdır.



Bir ufak kıvılcımla en derin korkularınız ve acılarınız günyüzüne çıkarken,


Siz kapanırsınız daha da fazla içinize, istemeden.


Ama yine de bilir eller, derinlerde bir yerlerde onu iyileştirecek olanın ne olduğunu


Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu




:D
Vay anasını ya. Çekerken resimleri bunu düşünmemiştim ama kaydı yazarken öyle bir sanatsallaştırayım dedim. Farkındayım abarttım ama eğlendim =)

Bu arada bu oje golden rose paris 29 numara ile flormar 3132ün karışımıdır. Golden rose'un içine istenilen kıvama gelene kadar flormar aktılması suretiyle oluşturulmuştur. Aslında bu kadar parlak değildir. Flaş sebebiyle böyle cilalı gibi gözükmektedir =)

Denemek isteyenlere şiddetle tavsiye edilir...



Dip Not: Bu post Sophie'ye ithaf edilmiştir =)